Diziler... Şu aralar Türkiye'nin en çok üretip tükettiği ve uluslararası pazarlara sattığı her gün tv'de çeşit çeşit, peşpeşe yayınlanan, sıkı bir seyirci kitlesi olan ciddi bir ticaret aracı. İnsanların akşam haberlerden sonra prime time denilen vakitte kendilerini buldukları bir görsellik. Birçok dizi yapılıyor çoğu başarısızlığa uğrayıp çöpe atılıyor. Ama yine de sayıları azalmıyor. Tabiki sadece dizi yapan tek ülke biz değiliz. En büyük örnek Amerika. Dizilerinin çoğunu biliyoruz ve bizler de izliyoruz. Dikkat edilecek en önemli nokta neden bu diziler en az beş ve daha fazla sezon olmak üzere uzun yıllar mantıklı bir şekilde sürüyor da ülkemizde ise iki sezondan öteye gidilemiyor. Gidilse bile izleyici kaybederek ve mantıksızlaşarak. Acaba nedeni yeni yetme senaristlerin bi konu bulduk hadi dizi yapalım heyecanı yada yabancı dizi ve filmlerden uyarlama konuları bölümlere nasıl yayacaklarını akıl edememeleri yada kopyala yapıştır fikrindeki kültür ayrılıkları göz ardı edilerek adapte hatası yapılması mı?
Örneğin Ezel dizisi özgün bir konuya sahip değildi. (Monte Kristo Kontu uyarlama) İzleyicinin ilgisini çekti. Bir intikam ve aşkın harmanlandığı dizi reytingde birinciydi. İkinci sezonda intikam konusunun hakkı verilemeden sırf diziyi uzatmak uğruna ilave ve alakasız kişilikler, konular yerleştirildi .Amacından sapan dizi bilmeceler ve bilinmezlikler yumağına dönünce müthiş reyting kaybederek şanıyla sonuçlanamadı.
Bu vıcık vıcık senaryoyu yazan senaristlerden biri Pınar Bulut. Bu hanımefendi Barry Levinson'ın Sleepers filmini seyretmiş. Dünyanın en kurnazca fikrine imza atarak dizi haline getirme cürretini göstermiş. Geçen senenin sezon ortasında başlayan bu dizi izleyiciye ne verdi? Tecavüz olgusu ve insanda bıraktığı derin psikolojik yara yüzeyselleştirildi. Oyuncular gerçek dışı bir şekilde sürekli ağlatılarak ajitasyonun dibine vuruldu. İnsanlar intikam fikrine, çirkin illegal olgulara özendirilmeye çalışıldı. İkinci sezonunun açılışı da gelin görün ki tecavüzle yapıldı. Yine tecavüz olgusu üzerinden rant sağlanmaya çalışıldı. Dram türü zaten yeterince etkileyici bir tür iken bu kadar ağırlaştırıp krolaştırılmaya ne gerek vardı.Türk izleyicisine reva görülen bu muydu? Ayrıca senaryo çiğ ve kaba söylemlerle dolu. Aynı Ezel'deki gibi derlenip toparlanamaz hale gelen senaryo monotonlaşıp sonuca bağlanamaz hale gelince kan kaybederek alt sıralara yerleşti. Sonuç yine aynı bu ülkede özgün dizi senaryosu yazabilecek bize bizden hikayeleri doğal ve samimi anlatabilecek senaristler henüz yetişmedi yada umarız ki yetişmek üzere.
Son olarak önceliğin ticari emellerde aranmasının ve ya tutarsa bakış açısıyla dizi çekilmesinin bu sektöre değer katamayacağını bilmemiz gerek.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder